|

Sivrice İlçesi: Bölge toprakları
Bizans döneminde Müslüman Arapların hücumlarına maruz kalmış, zaman
zaman el değiştirmiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türk
toprağı olmuştur. Fetihten sonra, bölgeye hakim olan çeşitli Türk
Beyliklerinin idaresinde kalan bu topraklar 1234 de Alaattin
Keykubad tarafından Anadolu Selçuklu Devleti sınırlarına dahil
edilmiştir. 1243 Köse dağ Savaşından sonra ilhanlıların kontrolüne
giren bölge, Fetret devrinde Dulkadir Oğullan Beyliğinin sınırları
içerisinde kalmıştır. 1366 dan sonra Memlukluların eline gecen bu
topraklar 1465 den itibaren Akkoyunlu, 1507 den sonra Safavi
Devletinin eline geçmiştir. 1514 Çaldıran Zaferinden sonra Yavuz
Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Bu gün toplam 50 köyün ilçe Merkezi olan Sivrice'nin
Kuruluş tarihi oldukça yenidir. 1933 den 1940 a kadar Romanya,
Yugoslavya ve Rusya'dan getirilen 6000 den fazla Türk göçmen,
ziraata elverişli düzlüklere iskan edilmişlerdir. Bunların çoğu
Uluova’ya, bir kısmı Palu ovasına ve Karakoçan’a, bunların içinden
92 kişi de bugün ki Sivrice'ye yerleştirilmiştir. Evvelce mevcut
olan ve pek azı yeni kurulan iskan mahallerine yerleştirilmişlerdir.
Bunlar için 1938 de Hazar Golünün güney bati kenarına Sivrice adında
bir köy kurulmuştur.
Önce Elazığ’a bağlı olan bugünkü Sivrice'nin Iringil
Bucağının tamamı ile Huh Bucağının büyük bir parçası Elazığ’dan
ayrılarak yeni bir ilçe olan Sivrice'yi teşkil etmiştir.
1936 da geçici olarak Yukarı Huh Köyünde teşekkül eden bu
ilçe merkezinin 1939 da bugün ki yerine taşındığını görmekteyiz.
Hazar Golünün güney bati kenarında Sivrice ilk olarak 1938 de nispi
yüksekliği 35 metre kadar olan ve tortul kütlelerden meydana gelen
küçük tepe üzerinde 24 göçmen evi bir hükümet binası yapılmak
suretiyle kurulmuştur.
Sivrice'ye bağlı köylerden özellikle;Haftasar,Yedikardeş(Karik),Sürek,Kürk
sakinleri iş yerlerini ve evlerini ilçe merkezine yaparak ilçeye göç
etmişlerdir.İlçede 1968 yılında kurulan TÜGSAŞ Gübre fabrikasının
açılması ile Sivrice köylerinde yaşayanlar ilçeye akın ederek ilçe
nüfusunun bu günkü sayıya ulaşmasına vasıta olmuşlardır.2000 yılı
verilerine göre Sivrice ilçesinin nüfusu 5500 olarak tespit
edilmiştir.Bu sayı yaz aylarında 20-40 bin arasında değişmektedir.
İlçemiz Sivrice, Elazığ ilinin güneyinde ve 30 km
uzaklığındadır. Yüzölçümü 634 km2 dır. Toplam nüfusu 14.167 kişidir.
Gözeli adında bir bucağı vardır.
İlçemizin coğrafi yapısı genel olarak dağlıktır. .Ovalık ve
düz yerleri çok azdır İlçemizin yüksek dağları; Çelmik dağı, Mastar
ve Hazar baba dağlarıdır.
İlçemizde karasal iklim tipi hüküm sürmektedir.Susuz
tarlalarda; buğday, arpa, üzüm, mercimek, nohut ve burçak gibi
ürünler yetiştirilmektedir
İlçemizde; tavukçuluk, arıcılık, ipekböcekçiliği ve
balıkçılıkta yapılmaktadır.
İlçemizdeki kiremit-tuğla fabrikaları, önemli sanayi
kuruluşlarıdır. Coğrafi özelliklerinden dolayı ilçemiz,zengin turizm
değerlerine sahiptir, ilçemiz doğal güzellikleriyle tatil kampları,
halka açık plajları, tatil siteleri ve yazlık evleri ile Hazar baba
kayak tesisleriyle turizm yönünden büyük önem taşır.

Hazar Gölü :Anadolu'nun güney ve
doğusuna mührünü vuran Toros'ların yükseğindeki bir maviliğin adıdır
bu. Güneyinde Hazar baba, kuzeyinde Mastar Dağları göğe baş
kaldırır. Çevre halkı tarafından ''Gölcük'' adıyla bilinen Hazar
Gölünün EİE İdaresi ve DSİ'nin hazırladıkları raporların verdikleri
bilgilere göre alanı 78.6 kilometre karedir(1240) metre seviyesine
göre.
Göl güneybatı-Kuzeydoğu yönüyle yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda,
3-5 kilometre genişliğindedir. EİE İdaresince tahmin edilen su
miktarı 7 milyar metreküp kadardır. Gölün derinliği konusunda kesin
ölçümler olmadığından değişik araştırmacılar tarafından çeşitli
rakamlar verilmiştir. Chaput, çevre halkına atfen 300 metre
olabileceğini belirtmekte, Huntington yaptığı bati metrik haritada
ise 213 metre olarak göstermektedir. DSİ raporları (1960) da 152
metre olarak belirtmektedir. Görüldüğü gibi değişik tahminler
yapılan derinliği konusu ancak kesin ölçmelerle belirlenebilecektir.
Fakat kesin olan gölün çok derin olmasıdır.Gölün seviyesi hakkında
değişik kaynaklarda çeşitli rakamlar verilmektedir. Bu rakamlar
Harita Genel Komutanlığının değişik tarihlerde yayınlamış olduğu
haritalarda alınmış değerler olduğundan bunları belirtmeye
çalışalım; 1944 yılında yayınlanmış olan 1:200 000 ölçekli haritada
1155 metre, 1958 tarihli 1:100 000 ve 1:25 000 ölçekli haritada 1248
metre olarak gösterilmiştir. En son olarak 1986 yılında yayınlanan
1:25 000 ölçekli haritada ise 1238 metre olarak tespit yapılmıştır.
Diğer kaynaklarımızdan da anlaşıldığı üzere bu değerlerden son ikisi
doğru olarak verilmektedir.Göl, çevresindeki dağlardan inen çoğu fay
kaynaklarının ayağı olan küçük dereler tarafından beslenir. Bu
derelerin en büyüğü Kürk suyudur. Sonradan Behramaz deresi de göle
çevrilmiştir. Göl 20 km. uzunluğundaki tektonik bir çukurun
ortasında yer almaktadır. ''Tektonik'' değişik anlamlara gelebilen
bir jeoloji ve jeomorfoloji terimi olup genellikle “yer kabuğunu”
meydana getiren katmanların sıralanışını da ''STRÜKTÜR-YAPI''
karşılığında kullanılmaktadır. Yer kabuğu iç ve dış tesirlerle
değişir. Hazar Gölü daha çok iç kuvvetlerin tesiriyle yer kabuğunun
kırılması ve çökmesi neticesinde milyonlarca yıl evvel teşekkül
etmiştir. Dibinden kaynayan ve yamaçlardan inen küçük dereler ve sel
sularıyla bu günkü halini almıştır.

Hazar hidroelektrik santralinin (1957-1967) de faaliyete geçmesi ile
en önemli su kaybına bu santrale su taşıyan tünel olmuştur. 1215
metre koduna kadar inen 30 metre derinliğinde 10 metre genişliğinde
bir kuyu ile göle bağlantısını sağlayan tünel 4453 metre
uzunluğundadır. Yılda ortalama 76 milyon metreküp suyu gölden
çekmekte ve Çelemlik Dağı kuzeyindeki Hazar 1 ve bundan 90 metre
daha aşağıdaki Hazar 2 santralini beslemektedir. Göl suyunun yüzey
sıcaklığı yazın ortalama 24 santigrat derecedir. Gölün suyu
hayvanlar tarafından içildiği, göl kıyısında hatta su içinde
bitkilerin yetiştiği, çevrede tarla sulamada kullanıldığı
görülmektedir.
Hazar Gölü'nde balık ve kuş avcılığı yanında, su sporları da
yapılmaktadır Gölde;inci Balığı, Karabalık, Sarıbalık ve Aynalı
Sazan balık türleri bulunmaktadır.Hazar baba Dağı ile Mastar
dağlarında dağ sporları yapılabilmektedir
Göl balık bakımından zengindir. Gölün kuzey kıyılarında
Elazığ-Diyarbakır kara yolu, güney kıyısından ise Elazığ-Diyarbakır
demir yolu geçmektedir. Suları tatlı olup, gölde turistik mahiyette
balık ve kuş avcılığı yapılmaktadır, Etrafında 25 kadar resmi
kuruluşun kamp tesisleri vardır. Halka açık plaj ve mesire
yerleriyle yöre halkının önemli eğlence ve dinlenme yeridir.
17 Kasım 1937 (Atatürk'ün Sivrice ile ilgili düşünceleri)
Atatürk, Şükrü Kaya, Sabiha Gökçen, Celal Bayar, Kılıç Ali ve Fazıl
Ahmet Aytaç ile birlikte 1937 yılında Doğu Anadolu'ya yaptıkları
gezi sırasında Elazığ'a uğradı.
14 Kasım 1937 günü Yolçatı'na gelen ve büyük bir törenle karşılanan
Atatürk ile beraberindekiler o gün Elazığ'a geçmeden Diyarbakır'a
gittiler. Diyarbakır'a giderken, Elazığ'ın Sivrice İlçesinde bulunan
Gölcük Gölü'nü gördüğünde beyaz treni göl kenarında durduran Atatürk
bu güzellik karşısında duygularını "Dünyanın en güzel memleketi
Türkiye'dir" diyerek dile getirdi. Orada bulunan köylülere "Burada
Yalova gibi modern bir şehir kuracağım" diye söz vererek gerekli
tesislerin yapılması için hemen 500.000 TL'lik bir ödeneğin
gönderilmesini emretti.
Atatürk, Gölcük'ün kenarında bulunan en yüksek dağın Hazar Baba
olduğunu öğrenince, bu gölün adının Hazar Gölü olmasını istemiştir.
Atatürk Ankara'ya döndükten kısa bir süre sonra buraya ilgili
uzmanlar göndererek çalışmalar başlattı. Fakat Atatürk'ün vakitsiz
ölümü ile bu çalışmalar yarıda kalmıştır.
Atatürk, Diyarbakır dönüşü 17 Kasım 1937 günü beyaz treni ile Elazığ
garına geldi ve büyük bir törenle karşılandıktan sonra Korgeneral
Abdullah Alpdoğan'ın arabasına binerek Halk Evi'ne gitti. Burada
kendilerine ayrılan odada bir müddet dinlendikten sonra Belediye ve
diğer resmi kuruluşları ziyarette bulundu. Daha sonra, Pertek ile
Hozat'ı ayıran Sünget Çayı üzerinde yapılmış olan köprüyü tören ile
açılmış, bu köprüye Singeç adını vermiştir. Buradan Pertek İlçesine
geçen Atatürk bu ilçeyi çok beğenmişti. Aynı gün Elazığ'a dönerek
gece kendi onurlarına düzenlenen edebi müsamereye katılan Atatürk bu
toplantıda Elaziz adının Elazığ olarak değiştirilmesini teklif etti,
teklif alkışlarla kabul edildi. 23 Kasım 1937 günü de Elazığ
Belediyesi olağanüstü toplantı yaparak, Elaziz adının Elazığ olarak
değiştirilmesi kararını aldı.
Batıkkent:


  |